close

  • Vatanıma, Polonya Cumhuriyeti’ne sadık olmaya
  • HABER

  • 19 Eylül 2018

    Sovyet askeri birlikleri, Nazi Almanyası ile Sovyetler Birliği arasında 23 Ağustos 1939’da imzalanan Molotov-Ribbentrop Paktının gizli protokolünde yer alan hüküm gereği 17 Eylül 1939’da Polonya’ya akın düzenlediler. Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı Polonya’ya ait toprakların iki totaliter devlet arasında paylaşılmasını öngörüyordu. Sovyetler Birliği, Almanya’nın Polonya’ya karşı düzenleyeceği askeri operasyonlarda destek taahhüdünde bulundu.

    Almanya’nın Polonya’yı istilasının ardından Sovyet hükümetinin Polonya diye bir devletin olmadığını kabul etmesi ve Polonya hükümetinin Varşova’yı terk edeceğine dair olan beklentiler Sovyetlerin Polonya istilasına bahane olarak gösterilmekteydi. Böyle yapmakla Sovyet yönetim, Polonya ile Sovyetler arasında 1932’de imzalanan ve halen yürürlükte bulunan ikili Saldırmazlık Antlaşmasının geçersizliğini beyan etmiş oldu. Aslında Polonya üst düzey yönetimi 17 Eylül’e kadar ülkedeydi ve Cumhurbaşkanı Ignacy Mościcki Sovyet operasyonlarını Polonya’ya yönelik saldırı olarak nitelendirdi. Bu operasyonların Polonya ile Sovyetler arasındaki ikili antlaşmanın ve uluslararası hukukun ihlali olduğuna şüphe yok.

     

    Sovyet askerler Vilnius, Grodno, Lviv ve başka yerlerde Polonyalıların direnişi ile karşı karşıya kaldılar. İkinci Polonya Cumhuriyetinin bütün diğer doğu voyvodalıklarında olduğu gibi bu şehirlerde de Polonyalı savaş esiri ve sivil halka yönelik çok sayıda Sovyet ihlali yapıldı. İstilaların Beyaz Rusya ve Ukrayna halkını korumak amacıyla yapıldığını haklı çıkarmak amacıyla Sovyet yönetim bu uluslara mensup insanları Polonyalılara yönelik saldırılarını sürdürmeleri konusunda açık açığa cesaretlendirdi.

     

    Düzenli Sovyet askeri birlikleri, görevi Polonya devlet yapısını ve potansiyel direniş hareketini ortadan kaldırmak olan İçişleri Halk Komiserliğinin özel birimlerine ulaştılar. Bu amaçla, Sovyet işgali altındaki topraklarda toplumun ileri gelenleri kitlesel olarak tutuklandı ve infaz edildi. Savaş zamanı teamül ve konvansiyonları hiçe sayılarak Polonya ordusu subaylarının çoğu Sovyet askerler tarafından esir alındı ve Katin katliamının kurbanı oldular. Yüzbinlerce Polonyalı Sovyetler Birliği’nin iç kesimlerine, ekseriyetle Sibirya ve Kazakistan’a sürüldü. Sovyet yönetimin defalarca beyan ettiği gibi, operasyonlar nihayetinde Polonya devletini ortadan kaldırmayı ve işgal altındaki toprakları Sovyet devletine katmayı amaçlıyordu.

     

    Sovyetlerin Polonya’yı istila etmesi Polonya hükümetinin ülkeyi 17 Eylül 1939 gecesi terk etme kararını hızlandırdı. Bu durum, Sürgündeki Polonya Cumhuriyetinin cumhurbaşkanı Władysław Raczkiewicz önderliğinde devlet ve askeri yapısının kurulmasına zemin hazırladı. Polonya Silahlı Kuvvetlerine savaş yetkisi vermek suretiyle kurumların devamlılığı korunmuş oldu.

     

    Polonya’nın 1939 savunma savaşı mağlubiyeti ülkede mücadelenin sonunu getirmedi. İki işgalcinin baskılarına rağmen 27 Eylül 1939’da Polonya’nın Zaferi Servisi (Lehçe: Służba Zwycięstwu Polski) kuruldu. Polonya direniş hareketinin gizli yapılanması Avrupa’da en büyük yeraltı devletinin kurulmasını mümkün kıldı. İki cani totaliter rejimin operasyonları, çabalarında yalnız bırakılan Polonya’nın paylaşılması sonucunu doğurdu. İşgal altındaki Polonya topraklarında yaşayan halkın kitlesel imhası 2. Dünya Savaşının son bulduğu 1945 tarihine kadar sürdü.

     

    2. Dünya Savaşı Polonya tarihinin en sarsıcı olaylarından biriydi. Onun beraberinde getirdiği sonuçlar günümüze dek Polonya dış politikasını önemli ölçüde etkilemektedir. 1939 Eylül’ünden bu yana 79 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, Polonyalılar bu olaylar ile ilgili hatıraların koruyuculuğu görevini yapmaya devam ediyorlar. Nazi Almanya’sının 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırmasıyla başlayan savaş dünya tarihinin en vahşi soykırım ihtilafı oldu. Geride bıraktığı on milyonlarca kurban, büyük maddi hasar ve ahlaki değerlerin çöküşü ile eşi benzeri bulunmamaktadır.

    Print Print Share: